Rüya Tabirleri Sözlüğü
A'dan Z'ye, her sembol tek cümlede — ama tek gelenekte değil.
Sıradan tabir sözlükleri her sembole tek bir anlam yapıştırır; bu sözlük öyle çalışmaz. Aşağıdaki her madde, bir sembolün dört bin yıllık serüvenini tek cümleye sığdırır: İbn Sirin'e atfedilen tabirler, Anadolu halk inanışları, Artemidoros'un antik el kitabı, Çin'in Zhougong geleneği ve modern psikoloji — çoğu zaman birbirini tutmayan okumalarıyla yan yana. Cümlelerin işi kestirip atmak değil, hangi geleneğin ne dediğini göstermek; karar rüyayı görene kalır. En çok aranan sembollerin sayfa boyu tabirleri ayrıca yazıldı — o maddelerde "tam tabir" bağlantısını göreceksiniz. Aradığınızı bulmak için kutuya yazmaya başlamanız yeter.
A
Ağaç — Kökü soyu, gövdesi ömrü, meyvesi kazancı gösterir eski tabirlerde; yeşeren ağaç hemen her gelenekte dirlik, kuruyan ağaç zayıflayan güç sayılır.
Ağlamak — Tabirin en ünlü tersinmesi: Anadolu'da ferahlık, İbn Sirin'e atfedilen tabirlerde sessizse rahmet, feryatsa sıkıntı; modern okumada duygusal boşalım. → tam tabir
Akrep — Eski tabirlerde dili zehirli bir düşmanı, gizliden sokan sözü temsil eder; modern okumada ise fark edilmeden biriken kırgınlığın küçük ama acıtan iğnesidir.
Altın — İbn Sirin'e atfedilen tabirlerde erkeğe üzüntü, kadına ziynet; Anadolu'da birikim, Jung'da benliğin simyası. → tam tabir
Anahtar — Eski tabirciler kapalı işlerin açılmasına, kimi okumada duaya yordu; modern okumada çözümü sizde olan bir meselenin habercisidir — kilit değil, anahtar rüyada görünür.
Arı — Çalışkanlığın ve helal kazancın simgesi olarak hemen her gelenekte hayırlıdır; balı rızka, iğnesi ise emeğin içindeki küçük sancıya yorulur.
Asker — Eski tabirlerde düzenin ve otoritenin eli; Anadolu'da asker uğurlamanın duygusuyla ayrılığa, modern okumada disiplin bekleyen bir hayat alanına işaret eder.
Aslan — Neredeyse her gelenekte otorite: Artemidoros'ta hükümdar ya da güçlü hami, İbn Sirin'e atfedilen tabirlerde heybetli bir güç, modern okumada yüzleşilmesi gereken kudret.
At — Eski dünyada itibarın ta kendisi: ata binmek hemen her gelenekte yükselişe, murada; attan düşmek ise elden kayan konuma yorulur.
Ay — Eski tabirlerde vezire, anneye ya da güzelliğe benzetilir; dolunay parlayan talihi, tutulan ya da kararan ay gölgelenen bir yakını temsil eder.
Ayakkabı — Eski tabirciler yolculuğa ve eşe yordu; halk dilinde yeni ayakkabı yeni yol demektir, kaybolan tek ayakkabı ise aksayan bir işin sevimli sıkıntısıdır.
Ayı — Eski tabirlerde kaba kuvvetli, hantal bir hasım; Jung'cu okumada ise kış uykusundan uyanan içgüdü — yavaş öfkelenen ama unutmayan güç.
Ayna — Artemidoros'ta yansıyan yüz kendi halinizin raporudur; İslami tabirlerde kimi zaman kadına ya da makama yorulur, modern okumada kendinizle yüzleşme çağrısıdır.
B
Bahçe — İslami gelenekte cennetin dünyadaki küçük provası: bakımlı bahçe iç huzura ve helal kazanca, bakımsızı ihmal edilmiş bir hayata yorulur.
Bal — Şifanın ve helal kazancın tatlısı: eski tabirlerde rızık ve ilim, halk dilinde ağız tadı; modern okumada emeğin damıtılmış ödülü.
Baykuş — Yunan'da bilgeliğin, Anadolu'da viranenin kuşu: aynı kanat bir gelenekte akıl, diğerinde ıssızlık haberi taşır — hangisi olduğunu rüyanın tonu söyler.
Bebek — İslami tabirde kız bebek ferahlık, taşımak yeni sorumluluk; Jung'da ilahi çocuk, modern okumada korunmayı bekleyen yeni başlangıç. → tam tabir
Bıçak — Eski tabirlerde keskin dil ve ayrılık; mutfakta rızkın, kavgada husumetin aleti — modern okumada kesip ayırmanız gereken bir bağın işareti.
Bulut — Yağmur yüklüyse eski tabirlerde rahmete ve berekete, kara ve alçaksa geçici bir sıkıntıya yorulur; modern okumada netleşmemiş bir duygunun gökyüzüdür.
Buz — Donan su, eski tabirlerde duran iş ve soğuyan ilişkidir; erimesi hemen her okumada çözülme — bekleyenin lehine — sayılır.
C
Cehennem — İslami tabirlerde çoğu zaman uyarı ve tövbeye çağrı olarak okunur; modern okumada ise vicdanın kendi ateşiyle konuştuğu sahnedir — kehanet değil, muhasebe.
Cenaze — Artemidoros'un tersinme alanı: kalabalık tören çoğu tabirde düğüne ve toplanmaya yorulur; modern okumada bir dönemin usulünce uğurlanışıdır.
Cennet — İslami gelenekte müjde ve amel hatırlatması bir arada; hemen her okumada gönül ferahlığına, kavuşulacak huzura işaret sayılır.
Ceset — Eski tabirlerde çoğu kez mal ve mirasla ilişkilendirilir; modern okumada bitmiş ama gömülmemiş bir meselenin — kapanmamış dosyanın — görüntüsüdür.
Cin — İslami gelenekte ihtiyatla okunur ve besmeleyle geçiştirilir; modern okumada ad konamayan kaygının kılığıdır — hayalet de aynı kapıya çıkar: geçmiş, odada dolaşmaktadır.
Ç
Çamur — Eski tabirlerde işlerin ağırlaşması ve bulaşan dedikodu; modern okumada ilerlemeyi yavaşlatan belirsizlik — ne toprak ne su, ikisinin arasında kalmışlık.
Çanta — Taşıdığınız şey sırrınız ve sorumluluğunuzdur eski okumalarda; kaybolan çanta modern rüya dilinde kimlik telaşının en sık görülen biçimidir.
Çatı — Artemidoros'un ev haritasında baş ve itibar; akan çatı halk yorumunda geçim sızıntısı, sağlam çatı korunan bir hane demektir.
Çay — Sohbetin ve misafirliğin içeceği: rüyada çay demlemek Anadolu okumasında yaklaşan bir buluşmaya, paylaşılacak habere yorulur.
Çiçek — Gül başta olmak üzere sevginin ve iltifatın dili: açan çiçek hemen her gelenekte müjde, solan çiçek geçen bir güzelliğin hatırlatıcısıdır.
Çorba — Evin en alçakgönüllü bereketi: kaynayan tencere halk okumasında geçimin yolunda olduğuna, paylaşılan çorba aile dirliğine işaret eder.
Çöl — Eski tabirlerde kıtlık ve yalnızlık; modern okumada duygusal kuraklık — ama çölde yol almak, hemen her gelenekte sınavı geçmekle eş tutulur.
D
Dağ — Eski tabirlerde ulaşılmak istenen büyük iş ya da heybetli bir kişi; zirveye çıkmak murada ermek, inememek ise gücünü aşan bir hedefe yorulur.
Damat — Halk okumasında eve katılacak yeni güç ve yeni sorumluluk; bekar için kısmet, evli için haneye dair bir yenilenme işareti sayılır.
Dans etmek — Artemidoros bağlama bakardı: yerinde raks sevinç, yersizi hafiflik; modern okumada bedenin sansürsüz konuştuğu ender rüyalardandır — çoğu zaman iyiye.
Deve — Sabrın ve uzun yolun hayvanı: eski tabirlerde yüküyle rızık, yolculuğuyla uzun vadeli bir işin habercisidir — acele etmeyene hayır getirir.
Dilenci — Eski tabirlerde vermek almaktan hayırlıdır: dilenciye vermek cömertliğe, dilenmekse kimi okumada ihtiyacını söyleyememeye yorulur.
Diş dökülmesi — Artemidoros'ta hane haritası, İbn Sirin'e atfedilen tabirlerde ele düşerse hayır yere düşerse uyarı; modern okumada en yaygın kaygı rüyası. → tam tabir
Doğum — Hemen her gelenekte yükün sona erip yeninin başlaması: eski tabirlerde ferahlık, modern okumada uzun süredir taşınan bir işin nihayet dünyaya gelmesidir.
Doktor — Eski tabirlerde âlim ya da yol gösterici; modern okumada hayatınızın bakım isteyen tarafının kendini muayeneye yazdırmasıdır.
Domuz — İslami tabirlerde haram mal ve kaçınılacak kazançla ilişkilendirilir; Çin geleneğinde ise aynı hayvan bolluğun ve tok evin işaretidir — iki dünyanın en zıt okuması.
Dua ve namaz — İslami gelenekte gönül ferahlığı ve işlerin yoluna girmesi; modern okumada bir karara iç onay arayışının sahnesidir — istikamet rüyası.
Duvar — Artemidoros'ta bedenin sağlamlığı, halk okumasında korunma; yıkılan duvar eski tabirlerde açığa çıkan mahremiyet, modern okumada kalkan bir engeldir.
E
Ekmek — İbn Sirin'e atfedilen tabirlerde rızık hatta ilim, Anadolu'da kutsal bereket, Mısır'da maaşın ta kendisi; modern okumada güvence duygusu. → tam tabir
Elbise — Eski tabirlerde kişinin dini, itibarı ve hali üstüne giydiğidir: yeni elbise yenilenen itibar, yırtık elbise açığa düşen sıkıntı sayılır.
Elma — Halk dilinde sağlığın ve kısmetin meyvesi; eski tabirlerde tadına bakılır — tatlı elma helal nasip, ekşisi buruk bir kazançtır.
Eşek — Küçümsemeyin: eski tabirlerde eşek kişinin geçim yükünü taşıyan talihidir; inatçılığı işlerin ağır ilerlemesine, sağlamlığı geçimin sağlamlığına yorulur.
Et — Pişmişse hemen her gelenekte rızık; çiğ et İbn Sirin'e atfedilen tabirlerde ihtiyatla okunur — hazmedilmemiş kazanç, kimi okumada gıybet sayılır.
Ev — İslami tabirde kişinin dünyası, Artemidoros'ta bedeni, Jung'da katman katman psişesi; yeni odalar keşfetmek keşfedilmemiş benliktir. → tam tabir
F
Fare — Eski tabirlerde evin içindeki küçük ama sürekli zarar — kileri kemiren gizli gider; modern okumada içten içe kemiren küçük kaygıların temsilcisidir.
Fırtına — Eski tabirlerde toplumu ya da haneyi sarsan büyük değişim; modern okumada bastırılmış öfkenin hava durumudur — geçtikten sonra gökyüzü genellikle açılır.
Fil — Eski tabirlerde heybetli bir iş ya da büyük güç sahibi; Doğu okumalarında bilgelik ve talih, modern okumada görmezden gelinemeyecek kadar büyümüş bir mesele.
G
Geç kalmak — Tipik rüyaların demirbaşı: eski tabirlerde kaçan kısmet, modern okumada yetişememe kaygısı — sınav, tren, uçak fark etmez; saat hep aynı korkuyu gösterir.
Gelin — Halk okumasında yeni bir hayatın eşiği: bekâra kısmet, evliye yenilenme; kimi yörede gelinlik ihtiyatla okunur — büyük değişim, iki kapıya da açılır.
Geyik — Zarafetin ve ürkekliğin hayvanı: eski tabirlerde güzel ama nazlı bir kısmet, modern okumada korunması gereken incelikli bir duygu.
Gökkuşağı — Fırtınanın imzalı barışı: hemen her gelenekte sıkıntının ardından gelen müjde, iki dönem arasında kurulan köprü sayılır.
Gökyüzü — Açık gök eski tabirlerde ferah ve geniş talih; kapanık gök bekleyen işler — Artemidoros gökyüzünü devletin ve büyüklerin aynası sayardı.
Göl — Durgun su: eski tabirlerde birikmiş mal, modern okumada dinlenmeye çekilmiş duygu — yüzeyi sakin diye derinliği boş sanılmamalıdır.
Gülmek — Tersinmenin öbür yüzü: Anadolu'da kahkaha kimi yörede üzüntüye yorulur; hafif tebessüm ise hemen her okumada gerçek sevince işaret sayılır.
Gümüş — Altının mütevazı kardeşi: İbn Sirin'e atfedilen tabirlerde çoğu zaman helal mala ve temiz kazanca yorulur — parıltısı gösterişsiz, tabiri rahattır.
Güneş — Eski tabirlerde devletin, babanın ya da büyük otoritenin yüzü: doğuşu yükselen talih, batışı bir dönemin kapanışı, tutulması gölgelenen itibardır.
Güvercin — Barışın ve haberin kuşu: eski tabirlerde eve gelen güzel havadis, kimi okumada sadık eş — uçurulan güvercin, gönderilen selamdır.
H
Hâkim — Eski tabirlerde adaletin ve hesabın yüzü: hâkim karşısına çıkmak, modern okumada kendi vicdanınızın duruşmasına çağrılmaktır — dava çoğu zaman içeridedir.
Hazine — Eski tabirlerde beklenmedik rızık ya da saklı ilim; Jung'da bilinçdışının vaadi — hazineyi bulmak, kendinde bulunmamış olanı bulmaktır.
Hırsız — Eski tabirlerde eve göz diken düşman ya da kayıp korkusu; modern okumada vaktinizi ve enerjinizi habersiz götüren şeyin kılık değiştirmiş halidir.
Horoz — Sabahın müezzini sayılır halk dilinde: eski tabirlerde hayırlı haber ve uyanış; kabarık horoz kimi okumada kavgacı bir tanıdıktır.
İ
İğne — Diken ucuyla küçük söz, deliğinden geçen iplikle çözülen iş: eski tabirlerde iğne, ince emekle düzelen meselelerin aletidir.
İnci — Eski tabirlerde hayırlı evlat, saf ilim ya da değeri sonradan anlaşılan nimet; sedefin içinde büyüdüğü için sabırla gelen kıymete yorulur.
İncir — Bereketli ağacın tatlı yükü: eski tabirlerde bol rızık; kimi okumada ise gizli tutulması gereken bir nasip — incir, kabuğunu sevmez.
İnek ve boğa — Eski dünyanın serveti: semiz inek hemen her gelenekte bolluk yılı, cılızı kıtlık; boğa ise gücün ve inatçı bir hasmın çift anlamlı simgesidir.
İp — Eski tabirlerde ahit ve bağ: sağlam ip güvenilir söz, kopan ip bozulan anlaşma; modern okumada sizi bir yere bağlayan görünmez taahhüttür.
K
Kahve — Kırk yıl hatırın içeceği: rüyada kahve pişirmek halk okumasında yaklaşan bir misafirliğe, içmekse hasret giderilecek bir sohbete yorulur.
Kalabalık — Eski tabirlerde toplanma hayra, izdiham sıkıntıya; modern okumada kalabalıkta kaybolmak, kendi sesini duyuramama duygusunun rüyasıdır.
Kalem — Eski tabirlerde ilim, hüküm ve kısmetin yazılışı: kalem tutmak hemen her okumada kendi hayatının kaydını eline almaktır.
Kan — Bazı İslami tabirlerde haram mal ve miktara göre zarar, halk dilinde akrabalık, Artemidoros'ta eksilme, modern okumada yaşam gücü. → tam tabir
Kapı — Açılırsa hemen her gelenekte fırsat ve rızık, kapanırsa erteleme; eski tabirlerde evin kapısı hanenin yüzü, yeni kapı yeni imkândır.
Kaplan — Aslanın yabani kuzeni: Çin geleneğinde hem koruyucu güç hem tehlike; eski tabirlerde saldırgan bir hasım, modern okumada dizginlenmemiş hırs.
Kaplumbağa — Doğu okumalarında uzun ömrün ve sabrın kutlu hayvanı; modern okumada acele dünyaya inat, kendi hızında olgunlaşan işlerin simgesidir.
Kar — Yağarken eski tabirlerde yerine göre rahmet ya da duraklama: mevsiminde yağan kar bereket, mevsimsizi beklenmedik soğukluk sayılır.
Karga — Eski tabirlerde açıkgöz ve güvenilmez bir tanıdık; kimi halk okumasında haberci — ama getirdiği haberin tadı, sesi kadar sert olabilir.
Karınca — Bereketin en küçük askeri: eski tabirlerde çoğalan rızık ve çalışkan hane; eve dolan karınca kimi okumada kalabalık misafirliktir.
Karpuz — Yaz bereketinin iri meyvesi: halk okumasında büyüklüğü kadar kısmet; kesilince içi kırmızıysa isabetli bir seçimin müjdesi sayılır.
Kartal — Yükseklerin hükümdarı: eski tabirlerde büyük mevki ve uzak görüş; kartalın süzülüşü modern okumada meseleye tepeden bakabilme gücüdür.
Kavga — Eski tabirlerde çoğu zaman barışla biter — rüyada dövüşenler uyanıkken helalleşir; modern okumada içeride süren bir çekişmenin dışa vurumudur.
Kaybolmak — Tipik rüyaların sessiz üyesi: eski tabirlerde yol şaşırmak istikamet arayışı, modern okumada hangi hayata ait olduğunu sorma dönemlerinin rüyasıdır.
Keçi — İnatçı ama bereketli: eski tabirlerde sütüyle rızık, huysuzluğuyla dik başlı bir tanıdık; dağda gezen keçi kendi yolunu bilen kazançtır.
Kedi — İbn Sirin'e atfedilen tabirlerde ev halkından biri ya da hanenin bekçisi, Mısır'da kutsal Bastet, Japonya'da uğur, Jung'da dişil sezgi. → tam tabir
Kelebek — Zhuangzi'nin kelebek rüyasından beri dönüşümün simgesi: kısa ömrü geçici hevese, kanatları ise tırtılın unutulmuş emeğine işaret eder.
Kertenkele — Eski tabirlerde ihtiyatla okunan küçük bir rakip; modern okumada kuyruğunu bırakıp kaçışıyla, zarardan payını verip kurtulmayı öğreten hayvandır.
Kılıç — Eski tabirlerde güç, söz ve evlat: keskin kılıç geçerli söz, kınından çıkmış kılıç açığa vurulmuş bir kararlılıktır.
Kitap — İslami tabirlerde ilim ve amel defteri: açık kitap açılan talih, okunamayan yazı ise henüz vakti gelmemiş bir bilginin işaretidir.
Kolye — Boyna takılan şey, eski tabirlerde emanet ve sorumluluktur: değerli kolye onurlandıran bir görev, ağır gelen kolye yükleşen vazifedir.
Koşmak — Bir hedefe koşmak eski tabirlerde gayret ve yetişen kısmet; yerinde sayarak koşmak ise modern rüya dilinin en tanıdık kaygı sahnesidir.
Koyun — Sürüsüyle servet: eski tabirlerde koyun mal ve helal kazançtır; kaybolan koyun halk okumasında dağılan birikimin tatlı dilli uyarısıdır.
Köpek — İslami tabirlerde ısrarcı düşman ama bekçi köpeği koruma; Gula'nın şifacısı, Anubis'in rehberi, modern okumada sadakat. → tam tabir
Köprü — İki hal arasındaki geçiş: eski tabirlerde sırat hatırasıyla ihtiyat, modern okumada bir dönemden diğerine geçişin mühendislik halidir — sağlamsa korkmayın.
Kuğu — Zarafetin beyaz mührü: Batı okumalarında sadakat ve geç gelen güzellik — çirkin ördek yavrusunun sonu, rüyada da tesellidir.
Kurbağa — Eski tabirlerde sesiyle kalabalık, sıçrayışıyla ani değişim; masal hafızasında ise öpülmeyi bekleyen talih — dış görünüşe aldanmama dersi.
Kurt — Bozkır geleneğinde yol gösterici ata, eski tabirlerde sürüye göz diken hasım: aynı hayvan Türk rüyasında hem koruyucu hem tehdittir — bakışına göre okunur.
Kuyu — Yusuf kıssasının izinde: kuyuya düşmek eski tabirlerde tuzak ve sabır sınavı, kuyudan çıkmak ise yükselişin en eski müjdesidir.
L
Lamba — Kandilin modern mirasçısı: eski tabirlerde evin ışığı hanenin diriliği, sönen ışık ihmal edilen bir emektir — yakan el, evin talihini tutar.
M
Makas — İki ağzıyla ayrılık aleti: eski tabirlerde kesilen bağ ya da bölünen mal; terzide bereket, kavgada kopuş — tuttuğu ele göre okunur.
Maymun — Eski tabirlerde taklitçi ve güvenilmez bir tanıdık; Çin geleneğinde ise zeki ve becerikli talih — aynı hayvanın iki yakası, iki kıtada başka güler.
Mektup — Beklenen haber: eski tabirlerde uzaktan gelecek söz; açılmamış mektup modern okumada henüz yüzleşilmemiş bir gerçeğin zarfıdır.
Melek — İslami gelenekte müjde ve rahmet işareti olarak hürmetle okunur; modern okumada vicdanın en yumuşak sesle konuştuğu andır.
Merdiven — Yakub'un rüyasından beri yükselişin simgesi: basamak basamak çıkmak sabırlı ilerleme, inmekse alçalış değil çoğu tabirde tedbirli dönüştür.
Mezar — Eski tabirlerde dünya evinin son odası olarak ihtiyatla ama telaşsız okunur; kazılan mezar kimi tabirde ev temeline, yani yeni bir başlangıca bile yorulur.
Mezarlık — Ziyaret adabıyla okunur: eski tabirlerde ibret ve hatırlayış; modern okumada geçmişle barışık bir hesaplaşmanın sessiz bahçesidir.
Mum — Kendini eriterek aydınlatan şey: eski tabirlerde ilim sahibi ya da evin direği; sönen mum, korunması gereken bir emeğin uyarısıdır.
N
Nar — Taneleriyle bereketin şifresi: eski tabirlerde dolu nar mal ve evlat çokluğu; kırmızı taneler Anadolu okumasında saçılan kısmettir.
Nehir — Akan su, akan ömür: berrak nehir hemen her gelenekte hayırlı kazanç ve sağlık, bulanık nehir karışan işler — akıntıya karşı yüzmek ise inatla seçilen yoldur.
O
Orman — Jung'un sevdiği sahne: bilinmeyenin yeşil derinliği — ormana girmek kendi içine yolculuk, çıkış yolunu bulmak ise kazanılmış bir olgunluktur.
Ö
Öğretmen — Eski tabirlerde yol gösteren âlim; modern okumada hayatın size bir şey öğretmeye çalıştığı dönemlerin görevlendirilmiş yüzüdür — ders, çoğu zaman rüyadan önce başlamıştır.
Ölü — İslami gelenekte vermesi hayır alması ikaz, huzurlu görüneni iyi haldedir; modern yas araştırmalarında teselli veren ziyaret rüyası. → tam tabir
Ördek — Suyla arası iyi olanın rüyası: eski tabirlerde hem yüzen hem uçan bu kuş, iki işi birden götürebilen becerikli bir kazanca yorulur.
P
Padişah — Eski tabirlerde devletin ve büyük otoritenin yüzü: padişahla konuşmak yüksek kapıda görülecek işe, iltifatı ise gelecek ikbale yorulur.
Papağan — Sözü taşıyan ama tartmayan kuş: eski tabirlerde başkasının lafını gezdiren tanıdık; modern okumada kendi cümleniz olmayan sözlerle konuşma uyarısıdır.
Para — Anadolu'da bulunan para kayba yorulabilir, Artemidoros'ta kaygı ve yük, Çin'de bereketin akışı, modern okumada öz değer. → tam tabir
Pencere — Evin dünyaya bakan gözü: açık pencere gelen havadis ve ferahlık, kapalısı içe dönülmüş bir dönem — camdan bakmak, karar öncesi seyirdir.
Peynir — Sütün sabırla olgunlaşmış hali: eski tabirlerde hazır rızık ve kolay kazanç; küflenmişi ise bekletilmiş bir fırsatın sitemi sayılır.
Pirinç — Doğu'nun buğdayı: Zhougong okumalarında dolu pirinç ambarı bolluğun ta kendisi; tane tane sayılışı, emekle gelen kazancın hesabıdır.
Polis — Modern rüyanın bekçisi: düzenin ve iç denetimin üniforması — polisten kaçmak, kendi koyduğunuz kuraldan kaçmanın en açık sahnesidir.
Portakal — Kış sofrasının güneşi: halk okumasında sağlık ve ferahlık; soyulan portakal, emeğin ardından tadına varılacak bir kolaylıktır.
R
Rüzgâr — Görünmeyen ama her şeyi kımıldatan güç: hafif esinti eski tabirlerde rahmet ve haber, sert rüzgâr değişimin habercisi — yön, tabirin yarısıdır.
S
Saat — Modern rüyanın takvim memuru: işleyen saat düzen, duran saat askıya alınmış bir karar — saate bakıp geç kaldığını görmek, çağımızın en yaygın kaygı imzasıdır.
Sarılmak — Eski tabirlerde barış ve kavuşma: küs olana sarılmak yaklaşan helalleşme, ölmüşe sarılmak ise özlemin en insani rüyasıdır — telaşsız okunur.
Sarımsak — Kokusu keskin nimet: eski tabirlerde açık sözlü ama faydalı bir kazanç; kimi okumada ise saklanamayacak bir meselenin habercisidir.
Sel — Taşan su, eski tabirlerde taşan fitne ya da önü alınamayan değişim; modern okumada birikmiş duygunun bendini aşmasıdır — yatağını bulunca durulur.
Silah — Eski tabirlerde güç ve korunma aracı: kuşanmak hazırlık, ateşlemek açığa çıkan çekişme; modern okumada öfkenin tehlikeli kestirmesidir.
Soğan — Kat kat soyulan mesele: eski tabirlerde kokusuyla ağır ama faydalı kazanç; soyarken ağlatması, hakikate katman katman yaklaşmanın bedelidir.
Solucan — Gözden ırak çalışan küçük güç: eski tabirlerde kimi zaman ev halkından geçinen kimse, modern okumada toprağı — yani zemininizi — sessizce işleyen süreçler.
Su — Geleneklerin en çok uzlaştığı kural: berrak su ferahlık ve helal kazanç, bulanık su sıkıntı; Jung'da su bilinçdışının kendisidir. → tam tabir
Süt — Fıtratın içeceği: İslami tabirlerde ilim ve helal rızkın en saf hali — içilen süt hemen her okumada temiz kazanç ve sağlam öğütle eş tutulur.
Ş
Şapka — Başa giyilen şey itibardır eski okumalarda: yeni şapka yeni unvan, rüzgârda uçan şapka ise korunmaya muhtaç bir mevki sayılır.
Şarkı söylemek — Sesin serbest kaldığı rüya: güzel sesle söylemek eski tabirlerde iyi anılmak, dinleyensiz söylemek modern okumada duyulmayı bekleyen bir derttir.
Şeker — Tatlı dil ve kolay kısmet: eski tabirlerde şeker dağıtmak sevinçli haber; fazlası ise halk diliyle, sonunu düşünmeden yenen nimettir.
Şelale — Suyun kendini bırakışı: modern okumada kontrolü bırakmanın hem korkusu hem ferahlığı — düşen su, aşağıda daha güçlü akar.
Şemsiye — Yağmura karşı hazırlık: modern rüya dilinde tedbirin simgesi — açılmayan şemsiye, hazırlıklı olup da kullanmadığınız imkânın hatırlatıcısıdır.
Şeytan — İslami gelenekte vesvese uyarısı olarak okunur ve istiazeyle geçilir; modern okumada kişinin kendi gölgesiyle — bastırdığı yanıyla — karşılaşmasıdır.
Şimşek — Ani aydınlanma: eski tabirlerde hem korku hem rahmet müjdesi — bir anda görünen gerçek, gök gürültüsünden önce çakan fikirdir.
T
Tabut — Görünüşünün aksine eski tabirlerde çoğu kez mevki ve yükseklik: omuzlarda taşınmak, kimi okumada halk içinde yükselmeye yorulur.
Taç — Başa konan yücelik: eski tabirlerde kadına izzet, erkeğe duruma göre mülk ya da gurur sınavı; düşen taç, emanetin ağırlığını hatırlatır.
Tavşan — Hızlı ama ürkek talih: eski tabirlerde çabuk gelen geçici kısmet; Çin geleneğinde ise ay tavşanıyla uzun ömrün sevimli işaretidir.
Tavuk — Evin gündelik bereketi: yumurtasıyla birikimin, gıdaklamasıyla küçük telaşların kuşu — eski tabirlerde ev hanımına ve hane düzenine yorulur.
Tavus kuşu — Güzelliğin gösterişli sınavı: eski tabirlerde süslü ama kibirli bir tanıdık; kimi okumada ziynet, kimi okumada gurur — kuyruk, iki yana da açılır.
Telefon — Modern rüyanın ulağı: çalan telefon bekleyen mesele, açılmayan hat ise kurulamayan temastır — çağrının kimden geldiği, tabirin tamamıdır.
Tırmanmak — Yokuş, emeğin rüyadaki adıdır: kolay tırmanış yolunda giden gayret, kayarak tırmanmak dişle tırnakla ilerleyen bir dönemin fotoğrafıdır.
Tilki — Kurnazlığın atası: eski tabirlerde hileci bir tanıdık ya da tatlı dilli rakip — tilkiyle dost olmak, aklı elden bırakmamak şartıyla kazançtır.
Timsah — Suyun altında bekleyen tehlike: Mısır'ın kutsal ama korkulan hayvanı, eski tabirlerde iki yüzlü güç — kıyıda dururken görünmez, iş suya girince belli olur.
Tuz — Az ama vazgeçilmez: eski tabirlerde tuz, sofranın ahdi ve helalliğin ölçüsüdür — tuz ekmek hakkı, rüyada da hatırı sayılır.
Ü
Üzüm — Salkım salkım rızık: eski tabirlerde mevsiminde üzüm bolluk, mevsimsizi ihtiyatla okunur; sıkılan üzüm ise emeğin öz suyudur.
Y
Yabancı — Tanımadığınız kişi çoğu modern okumada kendinizin tanımadığınız yanıdır; eski tabirlerde ise yabancı, kılık değiştirmiş bir haber getirir.
Yağmur — Rahmetin ta kendisi: İslami tabirlerde ve Anadolu'da bereket — ama sel gibi yağanı, eski tabirciler fitneden saymıştır; ölçülü yağmur, ölçülü hayır.
Yanardağ — Uzun sessizliğin patlaması: modern okumada bastırılmış öfkenin jeolojisi — dağın dumanı, patlamadan önce konuşulmalı diyen son uyarıdır.
Yangın — Ocaktaki ateş hemen her gelenekte lehte, evi saran yangın uyarı; Anadolu'da yangın haberdir, modern okumada öfke ve tükenmişlik. → tam tabir
Yarasa — Batı okumasında karanlığın kuşu, Çin'de ses benzerliğiyle talih işareti: aynı kanat bir dünyada uğursuz, diğerinde bereket sayılır — tabir, sözlüğe göre değişir.
Yaşlı adam — Jung'un bilge ihtiyarı: yol ayrımlarında beliren tecrübe — eski tabirlerde pir görmek, işin ehline danışma vaktinin geldiğine işarettir.
Yaşlı kadın — Halk masalının iki yüzlü bilgesi: kimi tabirde dünya hali, kimi okumada koruyucu nine — sözüne kulak verilir, niyetine bakılır.
Yılan — İbn Sirin'e atfedilen tabirlerde gizli düşman, Anadolu'da sakinse para, Çin'de zenginlik, Jung'da dönüşüm. → tam tabir
Yıldızlar — Yusuf'un rüyasından beri insanları temsil eder: parlak yıldız hatırlı kimse, kayan yıldız eski tabirlerde bir büyüğün değişen talihidir.
Yol — Ömrün en yalın haritası: düz yol istikamet, çatallanan yol karar arifesi, kapanan yol ise eski tabirlerde tedbirle beklenecek bir dönemdir.
Yumurta — Kabuğunda bekleyen imkân: eski tabirlerde evlat ve birikim; kırılan yumurta aceleyle harcanmış, kuluçkadaki ise sabırla büyüyen kısmettir.
Yüzmek — Suyun içinde yol almak: rahat yüzüş işlerin akışına uyum, boğulur gibi yüzmek ise duygusal yükün omuzda taşındığı dönemin rüyasıdır.
Yüzük — Mühürdür eski tabirlerde: yüzük takmak emanet ve ahit, kaybetmek yetkinin sarsılması — Süleyman'ın yüzüğünden beri güç, parmakta taşınır.
Z
Zeytin — Mübarek ağacın meyvesi: eski tabirlerde bereketli ama emekli kazanç — zeytin gibi, hayrı sıkıldıkça çıkar; dalı ise en eski barış işaretidir.
Zincir — Halka halka bağlılık: eski tabirlerde günahtan alıkoyan bağ ya da ayak bağı; modern okumada kırmaya gücünüzün yettiğini unuttuğunuz alışkanlıktır.
Rüyanı hatırlamak ister misin?
Uyku hesaplayıcı — rüyalar döngü sonunda uyanınca hatırlanır. Ücretsiz hesaplayıcımız 90 dakikalık döngülere göre doğru yatma saatini bulur.